Gençler siyasete nasıl ısındırılır?

Ekim 2009
............

Siyasetin hangi tarifini baz alırsak alalım. İçinde “devlet” geçtiğinden dolayı yurdum kişisi mesafeli olagelmiştir kendisine. Atıl kurt Türk tarihine nazar eylediğimizde dank eyleriz ki, tebaa şürekâsı, idare-i âma bilâ kayttır. Akşam evde çekyata kaykılıp haber izlerken türlü politik açılımlar/ eleştiriler getirir, iş pratik siyasete, değişim noktasında somut adımlara gelince üçbuçuk atarız. Devlet deyünce otomatikman devreye giren kasılma siyaset janrında da (“janr,” tarz, usul, tür. Dün öğrendim) ürkek, dargın, aynı zamanda Meraklı Melahat aksini gösterir. İmdi bunun kökenine inmeden milenyum kuşağındaki ölü toprağını nasıl silkeceğiz ondan laflayalım. Zaten her çözüm maddesi dolaylı olarak söz konusu sebeplere değinicidir.


Gençlerin siyasete ısınması siyasilerin gençlere ısınmasıyla olur. Bu da gençlerin ihtiyaçlarının ciddiye alınmasını, genç liderlerin yetişmesini gerekli kılar. Siyaset gence nüfuz ederse genç de siyasete katılım sağlar. Gençlerin bayrak asmak, salonlarda kalabalık yapmak ve ilçe-mahalle teşkilatlarında kuru toplantılara pasif dinleyiciler olmak dışında muhatap alınmasından söz ediyoruz. Lakin genci tavlamak yalnız bizzat onu hedeflemekle olmaz. Siyasette yeniliklere açık olursanız, değişim moralinizi bozmazsa gençlik de peşi sıra gelir. Burada şu yol ayrımına çıkarsınız: Olmak mı görünmek mi?.. Olmak şıkkından hareket ediyoruz tabi. Önce tüm insanlık için, her tıynetin altında barınabileceği adaletli bir yol açıyoruz. Ardından geliyorlar fevc fevc. Baktın gelen yok, çok da tın. Nasıl denir, nasip kısmet. Düşürmeyeceksin ayağa. Nicelik değil, nitelik! Bu dava biraz da garip bizcileyin.

Tasar iki: Devir değişti, havu dünya oldu köy, küreselleştik, bilgi çağındayız, türü geyik çeviren siyaset insanlarına bakıyorum; farklılık sunumda/ dilde sade. Mantık aynı mantık. Gündelikten kopuk giyim ve davranım tarzları, bürokratik dil... Gençlerin çoğu ondan ilgisiz siyasete; çünkü veletlerin gözü açılmış, yalana dolana gelmiyorlar. İnternet ortamı ve özellikle yabancı film-diziler kimi noktalarda gözlerini açtı. Eskiki yürü be koçumculuk finiş. Sorguluyor, sabretmiyorlar ataları gibin. Siyasinin görüntüsü bir kere sıfır gözünde ve yabancı. Dediğini ciddiye almıyor. Uzak ona. Demek ki sayın haşmetmeabları, o tipik ciddiyet triplerinden kurtulmanın vakti geldi de geçiyor. Çıkarın takım elbiseleri, inin o hususi araçlarınızdan, kurtulun metin üzerinden konuşmalardan. Çok denge hesabı yapmayın, mütemadiyen kendi gücünüze vurgu yapmayın, yaşamın sadeliklerinden beslenin. Anlatabiliyorum değil mi? Bisiklete binen siyasetçi istiyorum ben. Sıradan bir gösteride elinde pankartıyla en önde görebileceğim siyasetçi. Adım başı reklamını yapmasın, hizmet duyularını gözümün içine sokmasın. Paso Türk bayrağının altında, parti rozetinin üstünde görmeyeyim onu. “Vatandaş”, “halkımız”, “aziz milletimiz” klişelerini gevelemesin. Bu tür şeyler işte, yormayayım kelimeleri.

Gençleri ısındırmak için siyasete, koltuğa oturan oraya çivilenmesin. Emanettir yönetim ve sürüsünden mükellef bir çobandır herkes; hele hele bir idareci. Sirkülasyon olsun, heyecan ve birlik. Birlik, adı üstünde paylaşımla olur cancağızım. Yönetici isen postunu paylaşmayı bileceksin önce; zenginsen alın teri malını, aydınsan gizlediğin hakikatleri. Rabbimiz zira Yücemiz, insanı en zayıf noktasıyla sınar ve orada diğerkamlık gösteremezsen kaybettin işte. Kazandın belki bazı şeyi; ama çoğu şeyi kaybettin işte. Dünyayı kazandın, ahireti kaybettin işte. Peki neden oturan bünyeyi yayıyor, oh mis? Yegane amaç, bir hakikati hakim kılmak değil demek. Tek düşünce adaleti tesis değil. Bırakalım siyasi cenahı, hangimizin biricik hedefi hakkı hakim kılmak? “Eğer uğruna canınızı ortaya koyabileceğiniz bir şeyiniz yoksa yaşam mücadelesi için hazır değilsiniz demektir,” der ya, aynen öyle. Hakikaten adaleti tesise cehd edip duran diken üstünde durur makam mevkide ve bu ağır mesuliyete halel getirmemek için yönetiminde bulunanlardan daha düşük ve emanet bir hayat standardı seçer kendine. Bu aynı zamanda yöneticiyle yönetilen arasındaki çitleri kaldırır. Şeffaflık dedikleri gerçekte bu. Konumuza dönersek, siyasetçi bencilliği terk ettiğinde gençler de terk eder, yani katılım sağlar. Kendinin dışına çıkma meselesi.

Son paragraf olsun: Gençler malum, envai çeşit ilgi ve heyecan sahibi. Onlara hitap edebilmesi için siyasetin, farklı alanlardan beslenmesi lazım. Ki, aslında siyaset tüm alanları kuşatır, hayatın her yerindedir. Saç tarayışımızdan yer altı doğalgaz boru hatlarının döşenmesine hep ideolojik verilerin yönlendirmesindeyizdir. İyi veya kötü, geleneksel ya da Batı kaynaklı siyasi paradigma çerçevelemiştir bizi. Dilin olduğu her yerde şunun veya bunun tarafgirliğini açığa vururuz. Siyasetin dışında kalmamız mümkün değil. Eğer siyasetçi böylesi sınırsız alana sahip olduğunu bilmezse, dahası bu yetkiyi/yetkinliği eyleme geçirmezse sönük kalır. O zaman genci başka etki mercilerine teslim ediyorsunuz demektir. Örneğin, gençlere bir sinema bilinci kazandırmazsanız, onları Amerikan filmlerinin arka planındaki ideolojik dünyaya teslim ediyorsunuz demektir ki, bugün böyle. Her teknolojik aygıt tüketim nesnesi ya da ihtiyaç gereği olmaktan öte bir kültür ürünüdür ve arkasında kocaman bir dünya saklar/ dayatır. Sonra o genç size ve temsil ettiğiniz yerliliğe (tabi eğer o gencin düştüğü tuzağa düşmediyseniz) yabancı olmaya başlar. İşin başı bu toprakların sevgisiyle, öz kültür bilinciyle alakalı. Onu kaybeden buraya dair olan hiçbir şeyi özümseyemez. Neticede siyaset başta da dediğimiz gibi temelde devletle, yani bu ülkeyle alakalı. Ülkesinden kompleks duyan (ki ithal kültür ya da genel ifadeyle küreselleşme temelde milliliği ve üst farklılıkları/çeşitliliği imha eder) onun siyasisine ve siyasetine şeyini döner. Sonra kalkıp der ki siyaset erkanımız, “yahu bu gençler ne duyarsız! Nasıl etsek de toparlasak şunları?” Evet, bir Yozgat türküsüyle devam edelim: Ak koyun meler gelir. Dağları deler gelir (vay) Hakikatli yâr olsa. Geceyi böler gelir (vay)…
Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
245 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın