Hayli hasbi ve hamasi


Ocak 2009
.......

Kalemi elime ne kadar kolay alırsam kelimeler o nisbette foslaşıyor.


Hepimizi anlıyorum. Zayıf, çaresiz, bencil ve masumlarız. Öfke yok. Kucaklıyorum yeryüzünü ve çöp konteynerlerini.

Gazze… Ne desem adilik. Çoğumuz gibi aslında o kadar da hissetmiyorum ve yazmayacağım. Kardeşlerim, abilerim, çok da koymuyor hani siyonistler, kardeş kanı falan. Harbiden, ama harbiden sızı duymayanlar bu konuda yazmasın. Ben yazmıyorum. At izi it izine karışıyor. Ahirette epey bekletecekler. Ayıkla her sözde gizli sahteliği. Hesapsız olan her koşulda daha az çekecek.

2008 bitti. Işığı kapayıp perdeyi açtım. Camdan baktım biraz. Bir şey düşünmeye çalıştım, bir şey düşünemedim. Yemek gaz yaptı. Cılız bir derinlik bakıp çıktı.

Hiçbir şey değişmeyecek bu yıl. En çok tıklanan yine et, baldır ve meşhurlar olacak. Oley diyeceğiz, yuh çekeceğiz, nasıl olacak bu iş diye takılanlar olacak.

Korkmayın muhafazakarlar, yazı işleri müdürleri, köy dayanışma dernekleri üyeleri! Yine atlayacak, geyik çevirecek, plan yapacaksınız. 

Çelişiyorsan gelişiyorsundur. Önce sıkıntıyla gelir. Açıyordur menfezleri çünkü.

İnterneti açıyorum, günahlar üşüşüyor. Arınmak esastır. Şeyler ağırlık veriyor. Midene ne kadar az şey girerse o kadar sağlıklı olursun. Senin işin değil zira vitamin hesabı, besin dengesi. Allah takdir eder. Serbest bırak kendini. Ruh için, beyin için de böyle. Ne kadar uzaksan o kadar arınırsın. Dili dilsizlikte buldum. Hiç bitmeyeceğini gerçekten farkerdesen seçim yapmak zorunda kalırsın. Yol sonra başlar. Yok yok, yürümeye karar verdikten sonra tıpış tıpış yürümezsin yolda. İnsan inandığı, seçtiği ve istediği halde yapmaz. Dayak ister, dayak. Döve döve adam etseler beni. Fikir, edebiyat, vaaz Gılgamış destanı geliyor.

Ahkam kesmeyeyim. Neyi bilebiliriz ki! Varolandan ya da olasılıklardan hareket edersin. Olasılık da varolandan beslenir. Bir şeyin bir şekilde varolmasının kendinden menkul bir değeri yok. Başka türlü de olabilirdi. Her şey bambaşka da olabilirdi. Derinlik deşimi nice komik. Hareket alanın varolanlar olduğuna göre…

İlk ödülü geri çeviren kazanır. Ucuza direnen elde eder.

Az şey eyleme geçirmek gerek. Yapman gereken değil, yapmaman gereken çok şey var. tabiîyle, tabiatla uyumlu olmak. Su seni taşır. Yeter ki mücadele etme. Oysa şimdi fiiliyata değer atfı revaçta. Yap, yapa yapa daha iyisini yaparsın falan. Hikaye! Bir yap ve yetin. Az yaparsan, gerçi az yapmak da eşyayı algılayış biçiminle alakalı, yani nesneleri mutluluğa ve rahatlığa sebeb diye bellersen mutlu ve rahat olmak için nesneye bağlı yaşam geliştirirsin. Bu da iç boşalmayla tahakkük eder. Yeni ev dekorasyonu, daha doğrusu bütün bir çağcıl alışveriş kültürü bunun üzerine kurulu. Artık ev sadece mesken değil, arzu edilen yaşam alanı. Nasıl olur da parka çıkmadan, komşunu ziyaret etmeden, sosyal hayata katılmadan evde uzun kalabilirsin. Onun için evde tüm araç gereçler hazır edilmeye çalışılır. Neyse, şeyi diyecektim, az yaparsan zaten onu iyi belleme olasılığın artar. Çünkü seçimlerin çokluğuyla şekillenir zevkler. Seçimlerin çokluğuyla şekillenir zevkler… Tuttum bu lafımı be.
Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
214 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın