Gerçek basittir


2009 Ocak
......

İnsan herşeyle, herşeyden önce bir muhataplık oluşturur. Kainatın muhtevi olduğu her mevcut insanın kendisiyle kurduğu bir münasebetle anlam sahasına çıkar. Bir şeyle kurduğumuz münasebet ne türse anlam da ona nazaran biçimlenir. Anlam şeylerle nereden ve ne şekilde muhatap olduğumuza göre değişir. Muhataplık anlam yoluyla eylemin de nasıllığını etkiler. Her fiil temelde onunla kurulan karşıtlığın aksidir. Bu karşıtlıktaki bir kusur, yani sıhhatli muhataplık kuramama nihai kertede eylemde fesada yol açar.


Sahih muhataplığın tesisi muhatap ve muhatap olunanın kendiliğiyle olasıdır. Bu da muhatabın lokomotifliğinde seyreder. Başka ifadeyle, muhatap ne denli kendiyse, muhatap olunan da o radde O’dur, orijinaldir. Varlıklar onlarla ilişkiye geçen algının sınırına paralel bir sınır çizerler. İyi ve güzel dediğimiz iyi ve güzel algımızla şekillenir. Muhatabın kendiliğiyse varlıklarla en tabii düzeyde buluşmasıdır. Fıtratımızı koruyarak, en asgari düzeyde dünyalı olarak nesnelerin özüne nüfuz ederiz. Aksi halde biz ötekileştikçe, nesneler de başkalaşacaktır.

Bütün alemi bir ayna olarak tasavvur edersek, kendilik bu aynanın lekelerden arınıp pasparlak olması demektir. Lekeler ayna için ne kadar engelse, varlıklar için de fazlalıklar o kadar engeldir ve bu fazlalıkları yukarıda dendiği gibi, aslında muhatap olan katar.

İşte “gerçek” bu münasebetin adıdır. Muhatabın (insanın) kendi olarak varlıkların özüyle karşılığıdır gerçek. Bu nedenle ilk haldir, en evvel göze çarpandır. İnsanın varlıklarla kendinin kendi, onların özgün onlar olarak sahih buluşması nasıl çıplak bir düzlemde vuku buluyorsa, gerçek de bir o kadar kolay ve basittir. Gerçeğe ulaşamaz, ineriz. ‘Yük’lenilerek varılacak bir şey değildir, ‘arı’narak keşfolacak bir şeydir gerçek. Gelmez, farkedilir; yitmez, pardelenir.

Özne ve şeylerarası bu ontolojik kombinasyon hayatın her macrasında carîdir. Varlıklara fazlalıkları muhatabın katıyor oluşunu bu bağlamda açarsak, mekanı niteleyen duygulardır. Yolu kısa ya da uzun, zevkli ya da sıkıcı kılan yolcunun menzile duyduğu şevkdir. Kelimeler onlara olan ihtiyaçla değerlenir. Uzanan bir eli sahici veya suni kılan taşıdığı histir. Darbeye güç katan kas değil, inançtır.

Gerçeği yüksek meblağla satın alınan lüks olmaktan çıkarmalı. Elini uzatsan alacağın yakınlıkta, yalın duruyordur her daim. Uzun tahliller onu netice vermez. Kısa, kesik farkedişler sonucudur. Kendinin dışında değer barınan bir yerde barınamaz. Gerçeğe mütehakkim tavırdan vazgeçmeli. Onun tehakkümüne boyun eğmeli. Gerçek öncesi ne kadar açsak sonrasında o kadar doygunuzdur. Yanlışın belirginliği arttıkça gerçeğin saflığı artar. Hataya sırt çevirdiğimiz dende doğruyu omuzlarız.

Gerçeğe ulaşma çabamız aslında onunla aramıza koyduğumuz setlerdir. İnsanlar ve düşünceler duygular gerçekle ilişkilerini ancak ilkel yüzleşmede sağlıklı biçimde kurabilirler. Dışarıdan bakabilmek, meslek körlüğü, üretkenlik ve önyargı gibi olgular burayla alakalı. Yalınlığa ekleme yaptıkça körleşiriz. Önyargı, o şeye dair o şeyin özü dışı şeylerle oluşan tutumdur. Kişiler yargılarını, kurumlar ilkelerini azaltarak ‘gerçek’çi olur. Adil hukukun prensipleri asgaridir. Sevgi sevenle sevilen arası alışverişi en seyrekte tutarak ancak güçlü ve uzun soluklu olabilir. Diğer deyişle, insan müdahalesi azaldıkça hakikat ‘gerçek’leşir. Yine de hakikatin tümüne sirayet edemeyiz; çünkü yaşam nihayetinde yapılacak keşfe bağlı sonsuz bir kamüflajdır.

Gerçek aracılığıyla girdiğimiz huzur ilişkisi de böyledir. Kurtuldukça huzur zuhur eder, yani onu da bulmayız, farkederiz. Gerçek huzur(u) verir. Her ‘şey’ bir ‘dil’, dil ‘simge’ olduğuna göre, ‘anlam’ yalnız sathi şekilde simgeleştirilebilir. ‘O’ dediğimizde onu özgün oluğundan koparırız zira. Şeylerin gerçekliklerinin dilsellikleriyle, dildeki kendilikleriyle alakası yoktur. Dolayısıyla ne kadar ‘şey’den kurtulursak gerçek o kadar huzur verir.

Hayat minimum standartlardan kopmadığı oranda huzurludur. Şiir ilkel imgelerle örüldüğü, müzik en ‘doğal’ armoniyle tınladığı nisbette huzurludur. Bunun ötesi kainata tehdittir ve bu tehdit oradaki doğal yapıya ekolojik dengesizlik, özne-nesne ilişkisine gerçek yoksunluğu ve sahtelik, bunun dolayımında da insan ilişkilerine huzursuzluk olarak geri döner. Örnek olarak, internetteki basit bir iki aramanın bile havayı kirlettiğini söylüyor bugün bilimciler.
  
240 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın