ANASAYFA

İnsan herşeyle, herşeyden önce bir muhataplık oluşturur. Kainatın muhtevi olduğu her mevcut insanın kendisiyle kurduğu bir münasebetle anlam sahasına çıkar. Bir şeyle kurduğumuz münasebet ne türse anlam da ona nazaran biçimlenir. Anlam şeylerle nereden ve ne şekilde muhatap olduğumuza göre değişir. Muhataplık anlam yoluyla eylemin de nasıllığını etkiler. Her fiil temelde onunla kurulan karşıtlığın aksidir. Bu karşıtlıktaki bir kusur, yani sıhhatli muhataplık kuramama nihai kertede eylemde fesada yol açar.
02.11.2016
Kalemi elime ne kadar kolay alırsam kelimeler o nisbette foslaşıyor. Hepimizi anlıyorum. Zayıf, çaresiz, bencil ve masumlarız. Öfke yok. Kucaklıyorum yeryüzünü ve çöp konteynerlerini.
02.11.2016
Filhakika karşıyım devlet denen şeye. Tabii bir düzenin örgütlenip kurumsallaşarak devlete dönüşmesinin gitgide bir araç olmaktan çıkıp, sırf kendi bekası için işleyen bir amaç halini almasını ve bunun yaptığı tahribatı başka yazıda ele alırız Rabbim izin verirse. Burada realiteden hareketle devletin pratiğine dair şeyler söyleyeceğim.
02.11.2016
Siyasetin hangi tarifini baz alırsak alalım. İçinde “devlet” geçtiğinden dolayı yurdum kişisi mesafeli olagelmiştir kendisine. Atıl kurt Türk tarihine nazar eylediğimizde dank eyleriz ki, tebaa şürekâsı, idare-i âma bilâ kayttır. Akşam evde çekyata kaykılıp haber izlerken türlü politik açılımlar/ eleştiriler getirir, iş pratik siyasete, değişim noktasında somut adımlara gelince üçbuçuk atarız.
02.11.2016
Bir: Komik geliyor modern dünya lafı. Sanki 847 yıldır yaşıyoruz da bu evreye bakıp “bu daha öncekilere hiç benzemiyor, modern bu” dedik. Her devir bir öncekini geride bırakıp belli değişimleri dayatması açısından modernlik içerir. Dahası bunu belirleyen kim? Geçmişi bize yorumlayan da bugünü biçimlendiren de aynı Frenk güruh değil mi?
02.11.2016
I. Arka odada mum ışığında yazıyorum. Bilgisayarı kapadım. Martıları duydum. Biri dışarıda odun kırıyor olmalı. Gün ağıyor. Yapraklar sessizce kımıldanıyordur şimdi.
02.11.2016
Dil varlığın meskeni ise okumak o meskene giden yoldur. Kelime ve anlamla döşenen bu yolda dile, dille varlığa, varlığın sonundaysa varoluşun özleri olan hakikatlere çıkarız. Dilin ya da kozmetik iletişimin önemi ne ise okumanın da bu dilsel ağa muhatap kişi için önemi odur. Başka ifadeyle, nesnel dile ancak öznel okumayla muhataplık sağlarız. Bir bakıma okumamak hem sessel evrene sağırlık, hem simgesel evrene dilsizliktir.
02.11.2016