senkeş



kopuk bir lehçeydim
kendi kayıp dilinde
lâl heceler içinde
kıvranan bir kaya balığı
kıraç kırbalar içinde
zift
yosun
zakkum
çağıldayarak
bir çamur balçığının döl kesesinden
sesler sular arasında
çoğaldım sana ve kendime
korlaşan bir madenin körelen rengiyle
kulaçlarımda yapış yapış ölüm kiri
birikiyorken alyuvarlarımda boğum
kör düğümler içinde yerim göğüm
bana bir kez daha boğulur musun?
sem’
basar
füâd
büyür bir iğde yaprağı
büyüyen gözlerinin büyüsünde
gözlerinde kavmini öğütleyen nebi çağrısı
sapa sahillerin meltemi
coşkun akarsular
çayır boyları  
çatlar sabır tohumlarım
sayham sarp dağlarda kalır
sen gidersin kimseler kalmaz
ah gidersin pusatsız kınlarda kalır hürriyet
ekmek
kelime
hikmet
seninle bir kefen biçiyorum kendime
sesinin bana hitabından
sesinin serinliğini giyiniyorum alazlanan tenime serin
arınıyor dilimin kekreyen tadı
ağılı yemişlerim
akut yaram
yeniden yeniden