Namaz günde beş kez Müslümanı bakıma alır




Her şey belli aralıklarla bakıma ihtiyaç duyar.


Otomobiller yıllık muayeneye götürülür, evlerde bahar ve bayram temizliği yapılır, bilgisayar programları yeni sürümleriyle güncellenir, toprak yeni ekim için nadasa bırakılır, bebekler aylık doktor bakımına götürülür… Her şey, ama her şey bir bakıma, muayeneye ve güncellenmeye ihtiyaç duyar. Gece vücudunuz için bakım zamanıdır. İyi bir uyku sonrası artık daha dinç ve sağlıklısınızdır.

Peki ya ruhunuzun, peki ya iman kaynağınızın sağlığı? 

İşte namaz bunu yapar. Bir kul olarak Rabbimizle aramızdaki ruh ve kalp bağlantısı namaz yoluyla güncellenir, bakımdan geçer. Namaz, günde beş vakit bizi ilahi bakıma alır ve hayattan kaptığımız mikropları temizler. Günde beş vakit namaz, bunun için gündelik yaşantımızın farklı zaman dilimlerinde Allah Azze ve Cellenin etkisini gösterir. Sabah, öğle, ikindi, akşam ve yatsı namazlarının herbiri farklı bir yönümüzü ilahi denetime tabi tutar. Vakit namazları halinde bunu yakından görelim.


Sabah namazı: Kalpte Allah


Sabah namazı en değerli namazdır. Çünkü en değerli şeyimiz olan kalbimizde Yaratıcı Rabbimizin yerini gösterir. Rabblerini dillerine dolayıp da kalplerine sokamayanlar sabah namazlarında fire verirler. Bu nedenle münafıklara en ağır gelen namaz, yatsıyla birlikte sabah namazıdır. Sıcak ve konforlu yatağında sevdiğine sarılarak uyuyanlar, uykunun en tatlı yerinde ancak daha büyük bir sevgili için, kalplerinde sarıldıkları kişiden daha değerli bir varlık için kalkar, namaz kılarlar. Sabah namazı böyledir. Yüce Allah’ın lafta değil, kalpte ne kadar yeri var, onu ele verir. Sabah namazı diğer taraftan Müslümanın zamanını düzenler. Sabah namazıyla güne erkenden başlayan bir insanın önünde öğleye kadar günün en bereketli ve uzun vakti vardır. Sabah namazı kendisinden sonraki vaktin bereketine ve genişliğine imkan verdiği gibi, öncesine de, yani gece uykusuna da olumlu etki eder. Çünkü sabah namazına rahatça kalkmak ve cemaate gitmek için akşam erkenden uyumamız gerekir. Ki böyle sağlıklı bir uyku düzeninden uzak kalırsak, gün içerisinde sinir ve ruh dengemiz gitgide bozulur.

Öğle ve ikindi namazları: Ticarette, işte ve sosyal hayatta Allah
 
Gündüzlerin neredeyse tümü ticarette, işte ve sosyal hayatta geçtiği için bu vakitte iki namaz farz kılınmıştır. Öğle ve ikindi namazları, hayatımızın ciddi bölümünü oluşturan ticaret ve sosyal ilişkilerimizde Yüce Allah’ın ne kadar yeri olduğunu gösterir. Yaptığımız işte İslam’ın koyduğu haram ve helallere dikkat ediyor muyuz? İnsani ilişkilerimizde, özellikle kadın-erkek münasebetlerinde haremlik selamlığa önem veriyor muyuz? Banka üzerinden yaptığımız işlemlerde faizden sakınıyor muyuz? Alım satımlarda haksız kazançtan kaçınıyor muyuz?.. Bütün bunların cevabı öğle ve ikindi namazlarına gösterdiğimiz önemde yatar. Günün en yoğun vakitlerinde, tam işe dalmışken okunan ezan bizi şu yol ayırımına götürür: Rahman’ın yolunu mu, yoksa şeytanın yolunu mu tutacağız? Ahiret mi daha önemli bizim için, yoksa dünya mı? Yarının kalıcı nimetlerini mi arzuluyoruz, yoksa bugünün geçici kazançlarını mı? Birinci şıkları seçenler hemen ezana, yani ilahi çağrıya kulak verip camiye namaza koşarlar. Öğle ve ikindi namazları bizi iş yoğunluğunda Yüce Rabbimizi unutmaktan korur. Öğle ve ikindi namazlarını hakkkıyla kılan bir insan, ticaret ve sosyal hayat sınavından alnının akıyla geçmiş demektir.

Akşam namazı: Bireysel hayatta Allah
 
Birçok kardeşimiz iş yoğunluğunu, patronun izin vermediğini bahane ederek iş saatlerine denk gelen öğle ve ikindi namazlarını ihmal ederler. Bunlar için ikinci bir şans daha verir, ikinci bir sınav daha açar Yüce Rabbimiz: Akşam namazı… Akşam ezanı okunduğunda genelde işten paydos etmiş, çalıştığımız yerin prensiplerinden kurtulup bireysel özgürlüğümüze kavuşmuşuzdur. Akşam namazı tam da bu kısacık arada; işten ailenin yanına dönerken, işten gün içinde kararlaştırılmış bir akşam programına giderken, tek başımıza kaldığımız bu belkide tek vakitte Yüce Allah’ın bizde ne kadar yeri olduğunu gösterir. Bu açıdan akşam namazını trafik yoğunluğuna, iş dönüşü yorgunluğuna yem etmeden en yakın bir camide eda edenler bireysel kulluk hayatlarını ilahi çekaptan geçirmiş olurlar.  

Yatsı namazı: Ailede Allah
 
Yatsı ezanları aile fertlerinin yeni yeni toplandıkları zamana denk gelir. Dolayısıyla yatsı namazı, ailenin geneline din ne kadar hakim, Yüce Rabbimiz ne kadar o ailede söz sahibi, bunu ortaya koyar. Ezan okunduğunda aile için şu kararı verme zamanı gelmiştir: Herkes kendi odasına çekilip televizyonun, internetin esareti altına mı girecek veya toplu halde bir dizi-filmin günah kuyusuna mı yuvarlanılacak? Yoksa Yaratıcı Rabblerinin çağrısına uyup namaza mı kalkacaklar? Yatsı namazı sabah namazıyla birlikte aile üyelerinin toplu halde namazın ilahi eğitimine katılabilecekleri en büyük fırsattır. Aile reisi olan babalar, erkek (bazen ana-kız bütün) çocukları toplayıp yatsı namazına götürerek veya en azından evde cemaatle kıldırarak çok büyük bir iş yapmış olurlar. Böylelikle aile, geçmesi gereken namaz sınavını başarıyla geçmiş, dış etkenlerden kaptığı mikropları namazın panzehiriyle yok etmiş olur.
İşte kısaca beş vakit namazın, günün beş farklı aşamasını, insanın beş farklı yönünü nasıl bakımdan geçirdiğinin izahı böyle. Sabah namazıyla kalp bakımını, öğle ve ikindiyle ticaret ve sosyal hayat bakımını, akşamla bireysel hayat, yatsıyla aile bakımını yapmış oluyoruz.
Yatsıdan sabah namazına kadar cemaatle kılınacak farz namazın olmayışı, Müslümanın gece hayatı olamayacağını gösterir bize. Eğer Yüce Rabbimiz basit bir cafe buluşmasıyla olsun, aile içi muhabbetle olsun farketmez, bir gece hayatımızın olmasına izin verseydi o vakitlerde cemaatle kılınacak farz bir namaz koyardı. Kaldı ki, Efendimiz Aleyhisselam yatsıdan sonra ayakta kalınmasını -sebep ne olursa olsun- hoş karşılamazdı.

Gece hayatını kökten kaldırmasıyla dinin bizi nelerden koruduğunu hiç düşündük mü?